Elektrikli araçlarla ilgili dikkat çeken araştırma: Sonuçlar büyük önem taşıyor!

Bir elektrikli otomobilin benzinli bir araca kıyasla ömür boyu saldığı emisyon, hükümetler tarafından yoğun bir şekilde tartışılan bir konu haline geldi. Binek otomobillerin iklim etkisini karşılaştıran yeni bir çalışmanın, bu argümanda çok önemli bir rol oynayabileceği düşünülüyor.

Rapor, elektrikli arabaların, gaz yakan muadillerine göre “beşikten mezara” çok daha az sera gazı emisyonu ürettiğini iddia ediyor. Araştırmaya göre, bir elektrikli otomobili şarj etmek için kullanılan elektriğin, çoğunluktaki elektriğin kömürden üretildiği Çin ve Hindistan gibi ülkelerde uygulandığında bile, temel olarak daha az kirlilik sağladığı belirtiliyor.

Araştırma, petrol lobisine ders niteliğinde

Bulguların, elektrikli arabaların gazla çalışan araçlardan daha temiz olmadığını iddia eden otomotiv ve petrol lobisi endüstrilerindeki tartışma için de bir “azarlama” niteliğinde olduğu belirtiliyor. Hükümetler çevre politikalarını Paris Anlaşması ile uyumlu hale getirmeye çalışırken ortaya çıkan bu çalışma dikkat çekiyor.

2015 yılında sonuçlandırılan iklim değişikliği anlaşması, ABD dahil 143 ülkenin küresel sıcaklık artışlarını 2 santigrat derecenin altına düşürmeyi kabul ettiğini göstermişti. Bu hedefe ulaşmaya yardımcı olmak için Washington eyaleti ve California , sırasıyla 2030 ve 2035‘ten itibaren yeni benzinli otomobillerin satışını yasaklamayı önermişti.

Bu gibi tartışmalara karşılık için Uluslararası Temiz Taşımacılık Konseyi (ICCT) tarafından yürütülen çalışma, elektrikli araçların ve benzinli araçların, hammaddelerin çıkarılmasından üretime ve nihai olarak bertaraf edilmesine kadar tüm yaşam döngülerini inceledi. Araştırmacılar, dünya çapında yeni otomobil satışlarının yüzde 70‘ini oluşturan ABD, AB, Çin ve Hindistan olmak üzere dört bölgede araç ve yakıt türlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını inceledi.

Çalışmadan çıkan rapora göre 2021’de tescil edilen otomobiller için Avrupa’da orta boy bir elektrikli otomobilin ömür boyu emisyonlarının, aynı kategorideki benzinli bir araca kıyasla yüzde 66 ila 69 arasında daha düşük. ABD’de ise bir elektrikli otomobil, yüzde 60 ila 68 arasında daha az emisyon üretiyor. Bu değer Çin’de yüzde 37 ila 45 arasındayken Hindistan’da, yüzde 19 ila 34 arasında daha düşük.

2030‘a kadar, elektrikli otomobiller ve gaz meraklıları arasındaki farkın ise Avrupa’da yüzde 74 ila yüzde 77‘ye, ABD’de yüzde 62 ila yüzde 76‘ya, Çin’de yüzde 48 ila yüzde 64‘e ve Hindistan’da yüzde 30 ila yüzde 56’ya yükselmesi bekleniyor.

Özellikle araştırmacılar, bir aracın yaklaşık 18 yıl boyunca yolda olacağını varsayıyorlar. Ayrıca rakamlar arasındaki boşluğun, her bir bölgedeki enerji karışımının nasıl geliştiği konusundaki belirsizliği yansıttığını ve bunun da gelecekteki politikalara bağlı olduğunu belirtiyorlar.

ICCT müdür yardımcısı Rachel Muncrief’in araştırmayla alakalı yaptığı açıklamada; “Analizin önemli bir sonucu, araç karışımı, şebek karışımı ve benzerlerindeki farklılıklara rağmen, yaşam döngüsü emisyon eğilimlerinin dört bölgede de benzer olduğunu göstermektedir. Bugün kayıtlı otomobiller için (akü elektrikli araçlar) her yerde geleneksel araçlardan daha iyi göreceli (sera gazı) emisyon performansına sahip” dedi.

Elektrikli otomobillerin geleceği hakkında siz ne düşünüyorsunuz?